Türkçe » Türkçe
isim, müzik Fransızca basse
1 . En kalın erkek sesi.
2 . Sesi böyle olan sanatçı.
3 . En kalın sesli orkestra çalgısı.
Atasözü, deyim ve birleşik fiiller
bas tutmakBirleşik Sözler
bas baritonDöşem Terimleri Sözlüğü
Gitar Terimleri Sözlüğü
Gösterim Sanatları Terimleri Sözlüğü
Güncel Türkçe Sözlük
Tiyatro Terimleri Sözlüğü
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Osmanlıca
Bilgisayar Terimleri Karşılıklar Kılavuzu
Biyoloji Terimleri Sözlüğü
Divanü Lügatit-Türk
Divanü Lügatit-Türk
Güncel Türkçe Sözlük
Güncel Türkçe Sözlük
Güreş Terimleri Sözlüğü
Jimnastik Terimleri Sözlüğü
Medeni Hukuk Terimleri Sözlüğü
Metalbilim İşlem Terimleri Sözlüğü
Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu
Tarama Sözlüğü
Tıp Terimleri Kılavuzu
Toplumbilim Terimleri
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Veteriner Hekimliği Terimleri Sözlüğü
Yazın Terimleri Sözlüğü
Zooloji Terimleri Sözlüğü
Osmanlıca
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Osmanlıca
Türkçe » İngilizce
flush mechanism of a toilet.
(N.)
bass, basso
bass; bass guitar, bass
1. head. 2. leader, chief, head. 3. beginning. 4. basis. 5. top, summit, crest. 6. end, either of two ends. 7. naut. bow. 8. clove (of garlic); cyme; (plant) bulb. 9. head (of a pin). 10. wrestling first class. 11. agio, exchange premium. 12. head: elli baş sığır fifty steers, fifty head of cattle. 13. main, head, chief, top. 14. in many idioms self, oneself. 15. side, near vicinity, presence: sofra başında at the table. ocak başında near the hearth. ––ına for each, per, each: saat başına elli bin lira fifty thousand liras an hour. ––ında 1. at, near, around: masa başında at the desk, around the table. 2. on his hands: Başında üç çocuk var. He has three children on his hands. He has to support three children. 3. at every: saat başında at the start of every hour. ––ından 1. from its beginning: başından sonuna kadar from beginning to end. 2. away from: Başımdan git! Go away!/Get out!/Leave me alone! ––ta first of all, most of all. ––ı açık bareheaded. ––ı açılmak to go bald. ––ını açmak 1. to uncover one´s head (as a gesture initiating prayer or imprecation). 2. /ın/ to open up (a subject of talk), give an inkling (of). –– ağrısı 1. headache. 2. trouble, nuisance. –– ağrısı olmak /a/ to be a nuisance (to), cause worry (to). ––ını ağrıtmak /ın/ to give a headache (to); to annoy (someone) by talking a lot. ––ını alamamak /dan/ 1. to be too busy (with). 2. not to be able to escape (from some trouble). –– alıp baş vermek to wage a bitter fight. ––ını alıp gitmek to go away, leave. ––ının altında under one´s pillow. ––ının altından çıkmak /ın/ (for a plot) to be hatched out in (someone´s) head; to be caused (by). ––ı araya gitmek to be caught between disagreeing people. –– aşağı upside down, head down. ––tan aşağı from top to bottom, from head to foot, from end to end, throughout. –– aşağı gitmek to get worse. ––ından aşağı kaynar sular dökülmek to have a terrible shock, meet with sudden excitement. (işi) ––ından aşkın overburdened (by work). ––ında ateş yanmak to be upset, be troubled, be distressed. ––ından atmak /ı/ to get rid (of). ––tan ayağa kadar colloq. from head to foot, altogether. –– ayak, ayak baş oldu. colloq. The high and the low have changed places. ––ı bacadan aşmadı ya. colloq. She is still young enough to find a husband. –– bağı 1. head band, fillet. 2. naut. bow fast, head fast. –– bağlamak 1. to cover or tie up one´s head (with a scarf). 2. (for grain) to form heads. 3. to take up a duty. ––ını bağlamak /ın/ to marry (one) to another. ––ı bağlı 1. fastened by the head; attached. 2. married. –– başa tête-à-tête, face to face. ––tan başa from end to end, entirely. –– başa kalmak /la/ to stay alone (with). –– başa vermek 1. to put our/your/their heads together, consult with each other. 2. to work together, help each other, collaborate. ––ında beklemek/durmak /ın/ to stand watch over, watch carefully. –– belası nuisance, troublesome person or thing. ––ına bela getirmek/sarmak /ın/ to saddle (someone, oneself) with a big problem. ––ı belaya girmek to get into trouble. ––ı belada olmak to be in trouble. ––ını belaya sokmak/uğratmak /ın/ to get (someone, oneself) into trouble. ––ımla beraber with great pleasure, gladly. –– bezi head scarf. –– bilmez unbroken (horse). ––ına bir hal gelmek to suffer a serious misfortune. ––ını bir yere bağlamak /ın/ to find (a person) a good job and save him from idleness. ––ına bitmek /ın/ suddenly to appear, suddenly to show up (said of a pestiferous person). ––ını boş bırakmak /ın/ 1. to leave alone, leave untended. 2. to leave without supervision. –– boy best quality. –– bulmak to pay, leave a profit. ––ta/––ında bulunmak /ın/ to be in charge. ––ına buyruk independent. ––ı bütün married (person). ––ından büyük işlere girişmek/karışmak to undertake things that are beyond one´s powers, bite off more than one can chew. ––ına çal! colloq. /ı/ Here it is. May it do you no good. ––ının çaresine bakmak to take care of one´s own affairs oneself, not to leave things to others. ––ı çatla
(ADJ.)
chief, head, arch, capital, central, in chief, especial, first, foremost, general, governing, grand, initial, master, premier, primal, primary, prime, principal
(N.)
beginnings, head, top, knob, heading, beginning, bow, chief, coconut, costard, leader, nob, noddle, off, outset, sconce
(Pref.)
arch
head; chief, leader; beginning; end; top; bow; main, chief, leading, principal, cardinal
Türkçe » Almanca
Haupt n; Kopf m; Ober-
r Kopf; r Anfang; r Haupt; r Führer, r Leiter.
Kopf [der]; Führer [der], Haupt [das], Anführer [der], Chef [der], Leiter [der]; Anfang [der]
Kopf; Anfang; Haupt; Führer, Leiter
r Bass.
Baß [der], Baßstimme [die]
Bass
Türkçe » Fransızca
basse [le]
tête [la], tronche [la]; berger/ère [le][la]; chef [le]; front [le]; (gemi) cap [le]
extrémité, tête
Türkçe » Azerice
baş
Türkçe » Flemenkçe
bas (muziek);baszanger
Türkçe » Lehçe
głowa
głowica
główka
łeb
nagłówek
Türkçe » Yunanca
(το) κεφάλι
Türkçe » Japonca
atama
Türkçe » Arnavutça
bas
kokë
Türkçe » Kazakça
bas
İngilizce » İngilizce
extension for a BASIC language file (Computers)
Almanca » Türkçe
[der] bas, basso
: ~ erstaunt kemali hayretle
Azerice » Türkçe
baş
kafa
Fransızca » Türkçe
alçak, çorap, engin
alçak; aşağı; bayağı, aşağılık; alt; kısık; basık; sığ
Kazakça » Türkçe
baş
başlangıç
kafa
kelle
NeDemek.org anlamını bilmediğiniz kelimelerin Türkçe, İngilizce, Almanca, Fransızca, İspanyolca, İtalyanca, Rusça, Azerice, Hollandaca (Flemenkçe), Yunanca, Japonca, Lehçe, Osmanlıca ve bir çok dilde sözlük anlamı ve çevirilerine pratik bir şekilde cevap veren çok dilli ve kapsamlı bir sözlük ve bilgi kaynağıdır.
"Ne demek?" ve "Nedir?" gibi sorularınıza cevaplar bulabilir ve kelime anlamlarını öğrenebilir, atasözleri, deyimler ve türetilmiş kelimelere bakabilirsiniz.
Türkçe bilim terimleri sözlüğü veritabanında bir çok konuda terimler ve anlamlarına ulaşabilirsiniz. Veritabanında yer alan Türkçe kelimeler TDK - Türk Dil Kurumu - sözlük anlamı referans alınarak eklenmiştir.
Nedemek.org kelime araçları kelime bulucu ve bulmaca sözlüğü kullanımı kolay kelime yardımcılarıdır. Kelime bulucu ve bulmaca sözlüğü kullanmanın kelime hazinenizi geliştirmenize, kelimeleri doğru bir şekilde öğrenmenize ve karışık harflerden oluşan bir kelimeden yeni kelimeler bulmanıza, bulmacalarda takıldığınız kelimeleri bulmanıza yardımcı olduğunu göreceksiniz.